top of page

YAZAR BETÜL ÖZKUL

10 Eki
3 dakikada okunur

1. Kitap yazmaya nasıl başladınız?


Yazma eylemi benim için her zaman toplumsal bir gözlem ve itiraz biçimi oldu.

Eskiden distopyaların büyük yıkımlarla, fiziksel acılarla veya dünyayı harabeye

çeviren savaşlarla geleceğine inanırdık. Ancak yanıldığımızı, geleceğin bu büyük

yıkımlarla değil "hızla" geldiğini fark ettiğim an, Bal Küpü'nün tohumları atılmış oldu.

Bizi yakan şeyin somut bir felaket değil, sistem tarafından sessizce dayatılarak kendi

icat ettiğimiz o pürüzsüzlük takıntısı ve daha fazlası  olma arzusu olduğunu kelimelere

dökme ihtiyacı hissettim. Bu bütünleşik 8 öykü, bu durmak bilmeyen performans

koşusunda nefessiz kalanların hikâyesini anlatma dürtüsüyle doğdu.


2. Yazarken tıkandığınız noktalarda kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?


Sistemin o yutucu gürültüsüne ve sağır edici hızına karşı zihnimin de yorulduğu,

tıkandığı anlar elbette oluyor. Böyle zamanlarda kendimi zorlayarak hıza ayak

uydurmak yerine, kitabımın da ana felsefesi olan eylemini

gerçekleştiriyorum. Kendi gerçeğime dönüp, o saf sükûnete sığınıyorum. Çoğu zaman

her şeyin bir veriye dönüşmediği o yavaş ve sahici anlara duyduğum özlemle, bütün

ekranları kapatıp sadece sessizliğin sesini dinliyorum. Bizi esir alan o dijital

uyaranlardan tamamen kopup zihnimin kendi doğal ritmini bulmasını bekliyorum.

Bazen en büyük motivasyon ve devrim, sadece durmaktır.

3. Kitabınızı ilk elinize aldığınızda neler hissetmiştiniz?

Birbirine yabancı görünen ama aslında aynı sistemin içinde koşuşturan insanların

hikayelerini fiziksel bir bütün olarak avuçlarımda tutmak muazzam bir histi. Bu

çalışmam, sadece bir bilimkurgu masalı değil; bugün cebimizde taşıdığımız ekranların,

performans raporlarımızın ve modern bir hastalık olan tükenmişlik/depresyon"

kavramlarının birkaç adım ötesi. Her şeyin saniyeler içinde tüketilip silindiği uçucu bir

çağda, o sayfaların fiziksel ağırlığını hissetmek, benim için isyanımın sessiz bir

bayrağı gibiydi.


4. Kitabınızın ana teması nedir?


Kitabımın ana teması; geç kapitalizmin, performans kültürünün ve bitmek bilmeyen

teknolojik hızın insan bedenini ve duygularını nasıl nihai bir metaya dönüştürdüğüdür.

Sistem bize acı çektirerek değil, aksine acı çekme yetimizi elimizden alarak bizi

insanlığımızdan koparıyor. İnsanların kendi icat ettikleri görünmez baskı araçları ve

sistemin asla durmamayı emreden düzenekleri içinde nasıl yabancılaştığını

inceliyorum. Özetle, Bal Küpü insanlığın elinde kalan son direniş kalesinin "durmak"

olduğunu anlatan bir sosyolojik eleştiridir.


5. Yazma sürecinizde kullandığınız teknikler nelerdir?


Yazarken ağırlıklı olarak sosyolojik kuramları ve edebi kurguyu harmanlıyorum.

Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu veya Guy Debord’un Gösteri Toplumu gibi

felsefi zeminler üzerinden karakterlerimin psikolojik haritalarını çıkarıyorum. Ayrıca

görsel düşünmeyi çok seven bir yazarım. Bir sahneyi yazmadan önce, o sahnenin

sinematik görsellerini tasarlıyor, atmosferi zihnimde bir film karesi gibi canlandırıp

ondan sonra kelimelere döküyorum. Bu da metinlerimin atmosferini çok daha sahici

kılıyor diye düşünüyorum.


6. Yazma sürecinizde karşılaştığınız zorluklar nelerdir ve bunları nasıl aşarsınız?

En büyük zorluk, son derece steril ve teknolojik bir distopya evreni yaratırken, insanın

o ilkel, çiğ ve gerçek duygularını metinde canlı tutabilmekti. Distopik bir kurguda

teknoloji tasvirlerinin karakterin ruh halini yutması riski her zaman vardır. Bunu

aşmak için empatiye tutunuyorum; yoksunluğun o keyifsiz gerçeğini, bir annenin

çocuğuna duyduğu sevgiyi veya sokakta kalmanın dondurucu soğuğunu filtrelemeden,

en saf haliyle metne yedirmeye çalışıyorum.


7. Okuyucularınıza iletmek istediğiniz özel bir mesaj var mı?


Kitabımın ithafında oğlum Mert'e söylediğim gibi: Büyüdükçe etrafınızı saracak olan

o sağır edici hızın içinde, kendi gerçeğinizi kurgulamaktan ve o saf sükûnete

sığınmaktan asla vazgeçmeyin. Bizi insanlığımızdan koparan o pürüzsüzlük takıntısına

kapılmayın. Sistemin dayattığı o sürekli daha fazlası; olma arzusu yerine, kusurlu

kendinize sahip çıkın. Durmayı unutmayın.


8. Bize kendinizden bahseder misiniz?


İstanbul'da yaşayan bir yazar, hibrit eğitim içerik üreticisi ve robotik kodlama

eğitmeniyim. Tarih, İktisat, Kodlama ve Web Tasarımı ve Avrupa Birliği çalışmaları

gibi farklı disiplinlerdeki eğitim geçmişimi, edebiyat ve teknolojiyle birleştirerek

üretim yapıyorum. Uzun yıllardır teknoloji ve eğitim alanının içinde olmam,

dijitalleşmenin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini çok yakından gözlemlememi

sağladı. Bu gözlemleri de edebi bir kurguyla harmanlayarak öykülerimde anlatmayı

seçiyorum.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
YAZAR AYSİM ALTAY

1. Yazmaya nasıl başladınız ve edebiyata olan ilginiz nasıl gelişti? Sanırım ben yazmaya başlamadan önce insanları okumaya başladım. Çok iddialı bir söz bu biliyorum ama çevremdekilerden sıkça “İçimi

 
 
 
YAZAR YEŞİM PALA

1. Kitap yazmaya nasıl başladınız? Çocukluğumdan beri yazmakla aramda çok güçlü bir bağ vardı. Edebiyat, kendimi en özgür hissettiğim ve aslında kendimi bulduğum alandı. Bazen söyleyemediklerimi yazar

 
 
 
YAZAR NURAY ÖZKAN

1. Kitap yazmaya nasıl başladınız? Aslında ben bu kitabı yazmaya karar vermedim; biraz hayat beni oturttu. Hatta tam olarak oturtmadı, yatırdı. Yıllardır yazıyordum. Not defterlerim, yarım kalmış fiki

 
 
 

Yorumlar


bottom of page